Savunma Sanayi.NET Güncel Savunma Sanayii Haberleri Sitesi - Yıl 5 - 18/12/2017

Polako Polako: ANKA’ya Yerli Motor

31 Ara, 2012 | Kategori: Gündem: Tevfik Uyar | info@savunmasanayi.net

Hırvatistan’a gittiğim bir vakitte Zagreb’te bir hostelde kalmıştım. Hostel; yani otel gibi ayarlanmış bir ev, ev içerisinde oda, bu odalarda verdiğiniz ücrete göre ya sadece sizin kaldığınız ya da başkalarıyla yurt mantığıyla paylaştığınız işletmelere deniyor. Şirin bir ev, evin odaları, herkesin ortak kullandığı bir salon ve evi işleten Lovro adında bir Hırvat… Bütün yapı bu.

Sadece iki gün kaldığım evde Hırvatların ilginç bir özelliğine şahit oldum. Aslında ben Lovro’ya ait bir özellik sanıyordum ama orada kalan bir Türk bana bunun Hırvatların geneline ait olduğunu söyledi.

Mesela ilk gece Lovro dışarıda bir yere gideceğini söyledi ve henüz hostele giriş yapmış olan bana evin anahtarlarını bıraktı ve gitti. Sabaha kadar da bir daha gelmedi. Bu rahatlığı garibime gitmişti. Ertesi gün geldiğinde akşamdan kalma idi tabi. Salondaki masada kahvaltı ederken ona bana bu kadar güvenmesini garip bulduğumu söyledim ve olabilecek pek çok olumsuzluğa yönelik pek çok örnek verdim. O beni susturdu ve “Polako Polako” dedi… Anlamadım.

Sonra, kahvaltı ertesinde evdeki mutfakçı kız tabakları toplamaya geldi. Lovro’nun rahatı bozulmuş olacak ki tepki verdi ve ona da “Polako Polako” dedi. Ben yine anlamadım ama bu ikilemenin ne anlama geldiğini Lovro’dan bir başkasından öğrenmeyi de kafaya koydum.

Nihayet bana orada kaldığı söylenen ve her karşılaştığım misafirin sorduğu “Hakan ile tanıştınız mı?” sorusunun muhattabıyla tanıştım. Hakan, Hırvatistan’da ticaret yapan bir Türk. Yılının üç ayı Zagreb’te geçiyor. Daha ben ona sormadan, belki de her gurbetçinin yaptığı gibi, yeni gelen bana oradaki insanların özelliklerini anlatmaya başladı:

“Burada herkes rahattır. Her şeyin yavaş yavaş olmasını severler. Bir şeyi hemen istersin, “Polako Polako” derler… Yavaş yavaş, sakin sakin anlamında…” Bana bunları anlattıktan sonra da Dubrovnik’te Jet Ski kiralayan adamın kendisinin eline nasıl 20’ye yakın anahtar verdiğini ve “Git uyan birini bul, hangisiyse işte…” dediğini ve çekip gittiğini örnek olarak anlattı.

Anekdotlar komik… Bu kadar rahatlık da fazla gelebilir tabi… Ayrıca gördüğüm birkaç örnek Hırvatlar hakkında kesin yargılara ulaşabileceğimiz nedenleri tabiki de vermez bize. Lakin ben o günden beridir ne zaman birinin aceleciliği ile karşılaşırsam ona, “Polako Polako” diyorum ve sonra tıpkı burada anlattığım öyküyü anlatıyorum.

POLAKO POLAKO STRATEJİSİ: ANKA’ya Yerli Motor

Şimdi gelelim asıl öykümüze…

Yerli uçak ya da başta yerli insansız hava aracı ANKA söz konusu olduğunda karşılaşılacak ortalama tepkiler artık çok sıradandır.

Birileri ya “Biz araba bile yapamıyoruz, ne uçak yapması?” diye sorar. Bunu söyleyenlere daha önce “Türk Uçağı mı? Neden Olmasın?” ve “Araban Batsın!” başlıklı yazılarımızla yanıt vermeye çalışmıştık. Araba yapıp yapmamanın sadece ticari bir strateji olduğunu, uçak yapmanın ön şartının araba yapmak olmadığını açıklamaya çalışmıştık.

Ortaya gerçekten somut bir şeyler çıkmaya başlayınca da bu defa “İşte bilmem neresini bilmem nereden alıyormuşuz. Bunun neresi yerli?” tepkileri gelir. Bu tepkilere de “Türk Uçağı mı? Neden Olmasın?-2” adlı başka bir devam yazımızla yanıt vermiştik. Burada da Dünya’daki hiçbir ürünün tüm parçalarının aynı ülkeden tedarik edilemeyeceğini, artık bazı ekipmanların üreticilerinin standart olduğunu ve ekipmanları geliştirmenin çok daha uzun süreler ve yatırımlar gerektirdiğini anlatmıştık.

Keşke yerli ürünlerimizin tüm donanım ve yazılımını, tüm ilave ekipmanlarını yerli imkanlarla üretebiliyor olsa idik. Ama bunların tamamını yapabilmeyi beklersek, bir on yıl kadar daha o ürünü yapmamız imkansız olurdu. İlk etapta tasarımı, kritik yazılımı ve daha da önemlisi know-how’ı bizde olsun. Gerisi mühendislerimiz ve kurumlarımız kabiliyet kazandıkça, AR-GE çalışmaları sürdükçe zamanla olur. POLAKO POLAKO…

Ve nitekim aradan geçen yıllar sonunda söylediklerimiz oluyor da…

Geçtiğimiz hafta, Savunma Sanayi Müsteşarlığı, TAI’nin geliştirdiği ANKA Orta İrtifa Uzun Dayanımlı İnsansız Hava Aracı’na motor geliştirmesi için TEI ile protokol imzaladı. Yaklaşık olarak 4 yıl sürmesi ön görülen proje neticesinde 165 beygirlik, 230 kiloluk bir motor geliştirilecek. 34 tam zamanlı teknik personelin görev yapacağı proje ANKA’nın üzerinde bulunan, ithal ve Alman menşeili mevcut motoru bir test motoru haline getirecek. Bu da SSM’nin çizdiği stratejinin söylediklerimize ne kadar uygun olduğunu gösteriyor.

Görünen o ki, ANKA ilk etapta ithal motor ile uçacak, ancak bu sırada yerli motor geliştirilecek. Çok daha büyük üretim fazlarına geçildiğinde, özellikle de ANKA’nın bu ilk sürümü ihraç malımız haline geldiğinde TEI’nin ürettiği motorlar entegre edilecek…

Umarım proje arzu edildiği ve ön görüldüğü şekilde sonuçlanır.

Hepimize hayırlı uğurlu olsun.

 

Bu yazıyı paylaşın: Bookmark and Share


5 yorum var
Yorum yaz »

  1. Bence motoru ile birlikte proje yürütülmeli. Motor vb esas parçalar savsaklanırsa, yani önce ithal edelim sonra onu da geliştirip entegre ederiz denilirse hiç bir zaman motor yapılmaz. Bizim için batının uygun gördüğü model devam eder gider. Yani motor, şanzıman gibi asıl unsurları ithal ederiz. Hatta bana göre önce motor yerli olarak üretilmeli. Dış kaportası ithal edilmeli. İçindeki elektronik unsurların çoğunu zaten yapıyoruz. Kaporta kısmı bilehare sonradan Türkiyede yapılarak motor ve diğerlerine entegre edilmeli. Yani bizim stratejimiz her zaman yapabileceğimiz kaporta gibi şeylere polako-polako stratejisi olurken, asıl unsurlara ise motlak odaklanmayı ön görmeli. Batılılar veya içerdeki hizmetkarlarının önerdiği geriye iteleyen telkinlere kulak asılmamalı.

    Bu yoruma katılıyor musunuz? Thumb up 11 Thumb down 6

  2. Proje işletmedki hatalar ve eksikler daha sonra içerisini bir sürü ithal ana alt sistemin takıldığı hibrid çözümlere dönüşüyor. Şu an üretilen tüm sistemlerde aynı sıkıntı var ilerdede olmaya devam edecek. Milgemden tutun Altaya kadar tüm sistemlerde önemli alt sistemler dışarıdan alındı. İhtiyaç duyulan araç gereç planlaması ve tedarik sistemindeki aksaklıklar düzelmedikçe POLAKO POLAKO anca YOLDA KALAKO oluruz. 😀

    Bu yoruma katılıyor musunuz? Thumb up 16 Thumb down 12

  3. Savunma müşt. bağlı bir şirket HEAŞ A.Ş. – tam bir çiftliktir sabihada heaş çiftliği olarak geçer tamamen atıl bir kurum yüzlerce vasıfsız çalışan. işe dahi hergün gelmeyen personel. ya raporlu ya başları ağırıyor. imza, kart, parmak okutma yok kafana göre gel kafana göre çık. akşama kadar taşeron çaycılar türk kahvesi taşıyor. tam bir devlet sırtında sülükler. 5-10 bin tl. maaş, 4 ikramiye, özel sağlık, yemek, servis ve lojman. gariban vatandaşın vergileri havada, tavada nasıl eritiliyor bu kurumu incelesinler.

    Bu yoruma katılıyor musunuz? Thumb up 5 Thumb down 0

  4. Yukarıdaki yorumlara katılmıyorum… Elimizde ve bilgi havuzunda olan olanaklarla işe koyulup yapacaklarımızı yapıp eksik ve gediklerimizi görüp zaman kazanmak için bunu sağlamalıyız. eğer motor yapmak için işe başlamış olsaydık daha motor tasarımı ortada olmazdı, demek oluyorki motor hariç yapılanlarda olmazdı eee bunun neresi mantıklı polako polako.

    Bu yoruma katılıyor musunuz? Thumb up 3 Thumb down 2

  5. 4 sene içinde Anka’ya motor üretilecek deniyor ancak üretimin safhalarına baktığınızda motor ana gövde bloğu yine yabancı, dış parçalar yerli yapım. Yani buna ne derece yerli motor üretmek denebilir tartışılır. Önceden komple motor almadan yapamazken, şimdi motor bloğunu almadan yapamayacağız.. Motor konusunda bu Almanlardan kurtuluş yok mu arkadaş..

    Bu yoruma katılıyor musunuz? Thumb up 6 Thumb down 2

Yorum yaz