Savunma Sanayi.NET Güncel Savunma Sanayii Haberleri Sitesi - Yıl 3 - 08/02/2012

Karadeniz’de savaş rüzgarları

14 Eki, 2009 | Kategori: ARŞİV // Denizden: Cem Devrim Yaylalı | info@savunmasanayi.net

17 Ağustos 2009 günü Karadeniz’de Sinop’un yaklaşık 96 deniz mili açığında seyreden Panama bandıralı, Türk tankeri M/T ,  Gürcü deniz kuvvetleri tarafından durduruldu. Gemiye Gürcistan tarafından el konuldu ve Poti Limanı’na götürüldü.

Olaydan sonra bir açıklama yapan, Gürcistan Ulaştırma Bakan Yardımcısı Georgi Bokuçava, ’ya 2 bin ton benzin ve 700 ton dizel akaryakıtı nakleden Panama bandıralı ‘Buket‘ tankerinin Gürcistan sınırını daha önce de defalarca ihlal ettiğine gerekçe göstererek, Gürcistan makamlarına haber vermeden işkal altındaki bölgelere sefer eden gemi ‘kaçakçılık yaptığı için satılacak’ dedi.

Geminin kaptanı Mehmet Öztürk, tutuklanarak hapise konulurken, mürettebat gemide bırakıldı.  M/T Buket ve mürettebatının büyük şansı ise, konunun kamuoyunun dikkatini çekmesi oldu.

Gemi sahibi, firmanın 16 kişillik mürettebatı için 30.000 USD’lik kefaleti ödeyince, mürettebat Gürcistan makamlarınca serbest bırakıldı. Ancak geminin kaptanı, oldukça kısa bir mahkeme sürecinin ardından 24 yıl hapis cezasına çarptırıldı ve mahkum edildi.

Bu olayın başından beri Türk denizcilik ve ticaret odalarının yaptıkları kulisler ve hadisenin medyaya yansıması, benzer olaylarda her hangi bir müdahalede bulunmamış olan Türk Hükümetini harekete geçirmek zorunda kaldı.

Nitekim Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğulu’nun 7 Eylül 2009′da Gürcistan’a yaptığı ziyarette konu Gürcü yetkiler ile görüşüldü. Ertesi gün 24 yıl hapse mahkum edilmiş olan kaptan Mehmet Öztürk serbest bırakıldı ve ’ye döndü.

M/T Buket son 15 yıl içinde Gürcülerin el koyduğu 100′e yakın Türk gemisinden sadece birisi. Gürcistan’ın bu gemilere el koymasının nedeni, gemilerin Gürcistan’dan bağımsızlığını isteyen Abhazya bölgesine doğru yol almış veya en azından o istikamete doğru gidiyor olmuş olmalarıdır.

Her ne kadar son 15 yıldır Abhazya kendini Gürcistan’dan bağımsız olarak görüp bu şekilde davranıyorsa da, Gürcistan bu durumu resmen kabul etmiş değil. Bu yüzden de Gürcüler denizden Abhazya’yı abluka altına almış ve izole etmiş bulunmaktalar. Abhazya’nın kendine ait bir deniz gücü olmadığı için, Gürcülerin bu güç gösterisine karşı yapabilecekleri fazla bir şey de yoktu.

M/T Buket olayının ardından Karadeniz’deki gerilim tekrar tırmanmaya başladı. Daha olay cereyan ederken Abhazya lideri Sergei Bagapsh, Abhazya’nın karasularını tecavüz eden Gürcü teknelerinin imha edileceğini açılayarak gerginliği daha da tırmandırdı.

15 Eylül 2009 günü, Rus Sahil Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Viktor Trufanov, Gürcistan’ın 2009 yılı içinde Abhazya açıklarında 20 ticaret gemsini illegal olarak durduğunu belirterek bundan böyle “Rus ve Abhazya devletlerinin güvenliği için her türlü çareye başvuracaklarını” açıkladı.

Rus Interfax haber ajansına göre bu çareler arasında Abhazya karasularını ihlal eden Gürcü gemilerinin Rus güçleri tarafından etkisiz hale getirilmeleride yer almaktadır. Aynı gün ile Gürcistan’dan bağımsızlıklarını isteyen Abhazya ve Güney Osetya bölgeleri arasında bir askeri işbirliği anlaşmasının da imzalandığını belirtmek gerek.

Abhazya’nın kendi karasularının güvenliğin sağlayacak her hangi bir deniz gücü olmadığı için Gürcü gemilerine karşı Abhazya’yı savunma görevi Rus Karadeniz Filosu’na düşecektir. Nitekim 21 Eylül 2009 tarihli haberlerde Rus Sınır Muhafız filosuna ait sınıfı korvetinin Abhazya’ya gönderildiği bildirildi. Rus savaş gemilerinin bölgede devriye gezmeleri araları zaten gergin olan Rus ve Gürcü silahlı kuvvetlerinin daha sık karşılaşmaları ve birbirleri ile temas etmelerine neden olacaktır. Her iki kuvvet arasında kan davası halen taze sıcaklığını korumaktadır.

7-16 Ağustos 2008 tarihindeki Gürcü – Rus savaşında, zaten temelinde bir kıyı koruma kuvvetinden fazla olmayan Gürcü sahil güvenlik unsurları çok ağır kayıplara uğradı. Savaştan önce 3000 personeli ve 23 gemisi olan Gürcistan, bu kısa savaşta 7 gemisini birden kaybetti. Bunlardan biri olan sınıfı P21 Giorgi isimli sahil güvenlik teknesi Rus hücumbotundan açılan güdümlü füze ateşi ile isabet alarak battı.

Diğer 6 gemi, Ruslar Poti’yi işgal ettikleri sırada limanda demirli haldeyken imha kalıpları ile batırıldılar. Yine aralarında Türkiye’nin 1998 yılında Gürcistan’a hibe ettiği, liman savunma görevlerine kullanılan, eski Türk tipi bir avcı botunun da bulunduğu bir çok gemi de ağır yara aldı ve hasar gördü.
Türkiye açısından bu son gelişmeler mutluluk verici değil. Birinci sebebi hem Gürcistan, hem de Rus Federasyonu Türkiye için önemli ticari ilişkilerin söz konusu olduğu iki önemli ülkedir.

Abhazya’da son zamanlarda bütün siyasi sorunlarına rağmen Türk yatırımcısı ve iş adamları için önem kazanmaya başladı. Bu taraflar arasındaki ilişkilerin daha da kötüleşmesi, ticari olarak Türkiye’nin bölgedeki çıkarlarını olumsuz yönde etkileyecektir.

Daha da önemlisi Rusya ile Gürcistan arasında yaşanacak olası bir çatışma, Karadeniz’e tekrar bölge dışı ülkelerin savaş gemilerinin, boğazlarımızdan geçerek gelmesine yol açacaktır. Bu durum, 1936 Boğazlar Sözleşmesi’nin Türkiye’nin arzu etmediği kadar gündeme gelmesine yol açabilecektir.

Ayrıca Rusya ile Gürcistan arasıdaki gerilim, Türkiye’nin önderliğinde kurulmuş olan , ve gibi uluslararası askeri ortak operasyonların geleceğini de negatif yönde etkileyebilecektir.

Hem askeri hem de diplomatik açıdan bu kış Karadeniz’de uzun ve sıcak geçecek gibi gözüküyor.


Bu yazıyı paylaşın: Bookmark and Share

Haber Konuları: , , , , , , , , , , , , , , , ,


....

Yorum yaz