Savunma Sanayi.NET Güncel Savunma Sanayii Haberleri Sitesi - Yıl 5 - 18/12/2017

İsrail’e NATO jesti Patriot’ların karşılığı mı?

26 Ara, 2012 | Kategori: Manşet | kilincoezge@googlemail.com

Türkiye’nin İsrail’in NATO programlarına katılmasına dönük vetosunu kısmen kaldırması, Ankara’nın Tel Aviv ile ilişkilerinde yeni bir durumdan daha çok ittifakla ortaklık bağları açısından önemli mesajları barındırıyor.

NATO Konseyi’nin Türkiye’nin talebi doğrultusunda 6 adet Patriot anti-füze savunma sistemini yerleştirme kararının ardından gelen bu adım, Ankara-Brüksel hattında “karşılıklı ortaklık dayanışması mesajlarının” yenilenmesi olarak görülüyor.

Ancak konunun İsrail basınına “Türkiye, Patriot karşılığında vetosunu kaldırdı” şeklinde yansıması, akıllara Ankara-Brüksel-Washington arasında üstü örtülü bir pazarlık mı yapıldığı sorusunu da beraberinde getirdi. Dışişleri Bakanlığı, pazarlık haberlerini yalanlarken, bu adımın ittifakın ortak savunma anlayışı ve üçüncü ülkelerin mağdur olmaması için atıldığını kaydediyorlar.

Yabancı bir diplomatik kaynak ise, Ankara’nın Patriot talebinin ele alındığı bir daimi temsilciler toplantısında Türkiye’nin İsrail’e uyguladığı vetonun da masaya taşındığı ve “İttifak içinde kolektif savunma açısından zafiyet varmış görüntüsünün ortadan kaldırılması için üçüncü taraflara uygulanan bu vetoların eşzamanlı kaldırılması gerektiği” mesajının verildiğini kaydetti.

Aynı kaynak, “Patriotların yerleştirilmesiyle amaçlanan daha güçlü bir ortaklık ve dayanışma mesajının verilmesiydi. Bunun da sağlanmış olduğunu görüyoruz” diye konuştu. Her ne kadar pazarlık olduğuna ilişkin haberler yalanlansa da, bu konunun hükümeti iç siyasette sıkıştıracağı söylenebilir.

Ana muhalefet Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve emekli büyükelçi Faruk Loğoğlu, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) hükümetinin Patriot savunma sisteminin yerleştirilmesiyle ilgili olarak ayrıntılı bilgi vermemesi durumunda pazarlık iddialarını kabul etmiş sayılacağını belirtirken, şu noktanın da altını çizdi:

“İsrail’e kamuoyu önünde durmadan çatan, ama kapalı kapılar ardında İsrail’le defalarca görüşen, dış politikadaki rotasını dışarıdan gelen telkin ve direktiflere göre belirleyen bir AKP için bu iddiaların geçerli olma ihtimali maalesef yüksektir. Zira, uzun zamandır, AKP’nin dış politikası Türkiye’nin ulusal çıkarlarını ve güvenliğini koruyan, kollayan ve onları vazgeçilmez önceliği sayan bir politika olmaktan çıkmış, dış güçlerin telkinlerine göre yürütülen bir politika haline dönüşmüştür.”

Askeri programlar kapsam dışı

Türkiye’deki diplomatik kaynaklara göre, kaldırılan vetolar askeri olmayan programları içeriyor.

İsrail yine NATO askeri tatbikatlarına ya da askerlerin katımılıyla gerçekleştirilecek programlara katılamayacak.

Ayrıca, bu gelişmenin Türkiye ile İsrail arasındaki ikili ilişkilerle doğrudan da bir bağlantısı bulunmuyor.

“Türkiye’nin İsrail’le ilişkilerini normalleştirmesi İsrail ve uluslararası kamuoyunun da yakından bildiği üç koşulun karşılanmasına bağlıdır. Bu adımlar atılmadığı sürece Türkiye’nin İsrail politikası değişmeyecektir” diye konuşan bir Türk diplomat, “Uluslararası sularda dokuz Türk yurttaşını öldüren bir ülkenin askeri yöneticileriyle aynı savunma bloku altında işbirliği yapmamızı -koşullarımız karşılanmadığı sürece- beklemek saflık olur” dedi.

Serkan Demirtaş/BBC Ankara

Alman Hava Kuvvetleri’ne ait MAN kamyon platformlarına monteli iki Patriot PAC-3 lançeri

 

Türkiye, 2010 ortasında yaşanan Mavi Marmara krizinin ardından İsrail’e uyguladığı uluslararası baskı politikası kapsamında bu ülkenin NATO ile ilişkilerini geliştirme arayışlarına veto koymuştu.

İsrail’in NATO’da daimi bir temsilcilik kurmasına izin vermeyen, Akdeniz Ortaklığı programı kapsamında askeri ve politik yakınlaşma arayışlarına ket vuran Türkiye ayrıca en son Mayıs 2012’de Chicago’da düzenlenen NATO’nun 60. Yıl zirvesine İsrail’in katılımını veto etti.

Türkiye’nin İsrail’e dönük bu yaklaşımından rahatsız olan bazı ittifak üyeleri, dışişleri bakanları düzeyindeki bazı toplantılarda Ankara’yı “ikili meselesini NATO’ya taşımak ve NATO’nun bölgesel ve uluslararası güvenlik girişimlerine zarar vermekle” suçlamışlardı.

Ankara’nın bu çağrılara kulak tıkaması ise bazı ittifak üyelerinin Türkiye’nin NATO ile ilişki kurmasına önem verdiği Tunus ve Mısır ile bazı Balkan ülkelerinin katılımını veto etmesi sonucunu doğurdu.

NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen’in çeşitli girişimlerine karşın çözülemeyen sorunda tıkanıklığın aşılmasını sağlayan süreç, Suriye bunalımı karşısında Türkiye’nin 26 Nisan ve 3 Ekim günlerinde güvenlik gerekçeleriyle NATO’nun kapısını çalmasıyla başladı.

Önce Türk RF-4ETM savaş uçağının düşürülmesi, sonra da 5 vatandaşının Akçakale’de Suriye’den atılan bombalar sonucu yaşamını yitirmesiyle sarsılan Ankara, bir yandan NATO Sözleşmesi’nin 4. Maddesini yaşama geçirirken olası bir ”kimyasal saldırı”ya karşı hava savunma sisteminin Patriotlarla güçlendirilmesini talep etti.

Ankara’ya olumlu yanıt veren NATO, bu sistemlere sahip Almanya, Hollanda ve ABD’nin 2’şer adet Patriot bataryasını Gaziantep (ABD), Kahramanmaraş (Almanya) ve Adana’ya (Hollanda) konuşlandırma kararını verdi.

Bu yazıyı paylaşın: Bookmark and Share


7 yorum var
Yorum yaz »

  1. Veto hakkını kullanmasını bilmeyen tek dünya ülkesi herhalde Türkiyedir.Yunanistanın Natonun askeri kanadına dönmesini engelleyen vetosunu kaldırması (hemde ne natodan ne yunanistandan hiç bir taviz koparmadan) ilk beceriksizliğizdir, daha sonra yine Fransanın Natonun askeri kanadına dönmek istemesini yine veto edeceği yerde sesini çıkarmamıştır,hep uslu çocuk olmuştur.Yine komşularla sıfır sorun politikası güderek egedeki 16 adac ık yunan kontrolüne geçmiştir,ama iç politikada hep israil’e sözde kafa tutmuştur,ve sanki israili protesto etmiştir, peki protesto edilen bir ülkenin ürettiği kot pantalondan(lewi’s)deterjanına kadar bir çok ihraç ettiği ürün Türkiyede marketlerde neden serbestçe satılmaktadır,halk da bunu sorgulamaz, İsraile(one minute) dedi diye AKP’NİN oy oranı yükselmiştir.Neden hep Aziz NESİN haklı çıkmaktadır.Bu da ayrı tez konusudur aslında…

    Bu yoruma katılıyor musunuz? Thumb up 43 Thumb down 7

  2. Hidden due to low comment rating. Click here to see.

    Bu yoruma katılıyor musunuz? Thumb up 3 Thumb down 20

  3. sayın ümit, ben değil ama senin aziz nesin’in söylediği potaya girdiğin, yorumundan anlaşılıyor, bu yolda devam et, Türkiye senin gibilerle çağ atlar umarım.

    Bu yoruma katılıyor musunuz? Thumb up 19 Thumb down 4

  4. Vallaha kardeşim enteresan şeyler oluyor. Bu savunma sistemini bize durdukyere vermezler mutlaka bir ton çıkarları vardır bizim bir an önce kendi savunma sistemimizi yapmamız lazım. Bunlara bağımlılıktan kurtulursak önümüzde kimse duramaz.

    Bu yoruma katılıyor musunuz? Thumb up 6 Thumb down 0

  5. Merhaba

    Bende savunma sistemlerinde yeterli olursak bağımlılıktan kurtuluruz diye düşünmüştüm. Fakat zihinlerimiz bağımlı
    finans ve bankacılık sektörümüz bağımlı bilim ve sanayide bağımlıyız. Bunlardan bir şeyler yapamazsak savunma sistemlerinde başarılıda olsak kullanmamız gerektiği an ya da kullanma iradesini gösterdiğimiz durumda gene mat oluruz. Olay çok boyutlu olunca cevabıda çok maddeli oluyor. Fakat savunma sistemlerinde bağımsızlık işin bir ayağı sadece :(

    Bu yoruma katılıyor musunuz? Thumb up 8 Thumb down 2

  6. Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına tekrar dönmesi 12 Eylül ihtilal hükumeti zamanında oldu. Fransa’nın dönmesi sanıyorum 1990’larda, hatta 28 Şubat ertesinde olabilir. Kot pantalon markaları genelde bizim ülkemizde çakmadır fakat kendisi kalitelidir. Deterjan meselesinde haklısınız. Kayalar meselesini bilmiyorum ama Meis adası’da dahil ege adalarının kaybedilmesinden İnönü ve o dönemdeki kurtarıcılarımız sorumludur.

    Bu yoruma katılıyor musunuz? Thumb up 0 Thumb down 3

  7. iyi ve düşündüren yazılar var bu sitede…

    Bu yoruma katılıyor musunuz? Thumb up 1 Thumb down 0

Yorum yaz