Savunma Sanayi.NET Güncel Savunma Sanayii Haberleri Sitesi - Yıl 5 - 19/05/2012

Fransa’ya Hint tokadı

20 Nis, 2009 | Kategori: Manşet, Savunma ve Strateji: Özge Kılınç | oezge.kilinc@savunmasanayi.net

, ’ın yeni nesil savaş uçağı projesinde daha ihalenin başlangıç aşamasında elendi. Prestij kaybına uğrayan Rafale’yi kim toparlayacak?

Hindistan, yeni nesil orta menzilli çok maksatlı savaş uçağı MMRCA (Medium Multi-Role Combat Aircraft) projesini kapsayan uluslararası ihalede, Rafale uçağını daha işin başında eleyerek, hem Fransız katılımcı Dassault’u, hem de ihaleye büyük umutlarla bakan ’yı şoke etti.

Hindistan’ın 21. Yüzyıl’ın ilk yarısındaki en büyük muharip jet uçağı projelerinden biri olan asgari 126 uçaklık bu ihaleye:

- ABD’den ’in teklifi F-16IN (Blok 60) ve Boeing çözümü (),

- ’dan Mikoyan-Gurevich yapımı “Fulcrum-F“,

- Avrupa’nın dörtlü konsorsiyumu Eurofighter/Typhoon teklifi ve

- Saab yapımı JAS 39 (Next Generation) yanında, nihayet

- Fransız Dassault firması da büyük umutlarla Rafale jetiyle iştirak etmişlerdi.

Fransızlar umutluydu

Fransızlar bu ihalede kendilerini favori olarak görüyor ve kısmen geçmişte Hindistan’ın Sepecat ve özellikle 2000 alımlarına da güveniyorlardı.

Bir zamanların meşhur saldırı uçağı olan ve kendinden hala söz ettiren , Fransız Breguet (bugün Dassault) ve İngiliz British Aircraft Corporation tarafından geliştirilmişti.
Uçağın ilk 3. ülke müşterisi Hindistan geçmişte 140 adet Jaguar temin etmiş ve son 100 uçağın lisans üretimi bu ülkede yapılmıştı.

Yine 1985-1988 yıllarında 52 adet Mirage 2000 uçağı alan Hindistan, bugün itibariyle hava kuvvetleri ’in muharip jet uçağı envanterinde, 105 adet Sepecat Jaguar ve 51 adet Mirage 2000 jet uçakları aktif olarak hizmet etmektedir.

20 yıldan daha fazla süredir kullanımda olan mevcut Mirage 2000 uçaklarının, Fransız Thales tarafından gelecekte de en az 20-25 yıl daha görev icra edebilecek şekilde modernizasyona tabi tutulmasına da güvenen Fransız Dassault firması, Hindistan’ın bu erken kararının şokunu hala atlatamamış olacak ki, kararla ilgili gelen ilk demeçte:

“Bize henüz Hint makamlarınca konuyla ilgili resmi bir karar beyanında bulunulmadı. Böyle bir kararı ve gerekçeyi resmen görmeden, iştirak ettiğimiz MMRCA ihalesi ile bir yorumda bulunmamız söz konusu değildir“ denildi.

Boeing F/A-18E/F Super Hornet (Blok II):

Fransız Dassault dışında, MMRCA ihalesinde favori olduğunu iddia eden Boeing’in F/A-18E/F Super Hornet teklifi ile ilgili de geçmişte bir çok ilginç ve ciddi iddialar ortaya atılmıştır.

Bundan bir sene kadar önce, geçtiğimiz yılın Mart ayında ortaya atılan iddialara göre, ABD yaklaşık 5 milyar dolara Hindistan’a 65 adet F/A-18E/F uçağı yanında, halen ABD Donanması USN bünyesinde bulunan ve 1961′den beri kullanımda olan USS (CV-63) uçak gemisinin hibesini teklif edebilecegini bildirmiş ve şu an itibariyle aktif görevde uçak gemisi olmayan Hindistan’ın bu ilginç teklife cazip baktığı dile getirilmişti.

Bu iddialar çoğalarak ciddi bir boyuta ulaşınca, ABD Savunma Bakanlığı Pentagon bunu resmen yalanlamak zorunda kalmıştır.

F/A-18E/F Super Hornet (Blok II) uçaklarının objektif açıdan da Hindistan nezdinde favori olduğu, stratejik gelişme ve değişimler göz önünde bulundurulduğunda daha iyi anlaşılabilir.
Bu yılın başında, aynı üretici Boeing’in Hindistan askeri havacılık pazarında kaydetmiş olduğu başarı dikkat çekmiştir.

Nitekim 2 Ocak 2009 tarihinde Hindistan tarafından Boeing yapımı sekiz adet P-8I Poseidon Deniz Karakol Uçağı (DKO) siparişi gerçekleşmiştir. Son derece modern olan ve yeni geliştirilen P-8I Poseidon uçakları, 2013 yılından itibaren, Hint Donanması bünyesindeki faydalı kullanım ömürlerini tamamlayan Tu-154′lerin yerine DKO amaçlı geçemeye başlayacaktır. Sadece bu anlaşmanın değeri dahi 2,1 milyar dolardır.

Genel olarak MMRCA ihalesinde ki en şanslı adaylar arasında, güncel stratejik ilişkiler de göz önünde bulundurulduğunda F/A-18E/F Super Hornet uçakları yer almaktadır.

Eurofighter/Typhoon:

İhaleden umutlu ve kendini favori olarak gören bir diğer iddialı üretici de Eurofighter/Typhoon uçağının dörtlü konsorsiyumudur. Avrupa cephesinden ilk ciddi söylemler 2007 yılının sonunda, Hindistan’a resmi ziyarette bulunan Alman Şansöylesi Angela Merkel’e eşlik eden ve bünyesinde yer alan Airbus’un 1 nolu ismi ve CEO’su Thomas Enders’den gelmişti. Enders:
“Proje ile ilgili arkamızda dört ülkenin desteği var. Eurofighter dünyanın en modern savaş uçakları arasındadır.“ demişti. Sonrasındaki gelişmeler ve yatırımlar da Eurofighter/Typhoon üreticisinin bu tezini destekler niteliktedir.

Geçtiğimiz 11-15 Şubat ayında organize edilen “Aero India 2009“ havacılık fuarında, Hindistan’ın tek motorlu hafif muharebe uçağı projesi ““ LCA (Light Combat Aircraft) kapsamında, geleceğin tek motorlu hafif sınıf savaş uçağı için Eurofighter’in Tranche III serisi motoru teklif edildi.

Söz konusu EJ200 turbofan motoru, gerek klasik EJ200 motoruna oranla yaklaşık % 30 daha yüksek performansı, gerekse dikey ve yatay yönde 3D egzoz vektörleme sistemiyle (Thrust Vectoring)  dikkatleri üzerine çekmektedir. Eurofighter/Typhoon uçaklarının motor üreticisi Eurojet tarafından yapılan bu teklif, 150 adet egzoz vektörlemeli geliştirilmiş EJ200 motorunun ortak üretimini kapsamaktadır.

Burada egzoz vektörleme prensibinin vurgulanması gereken en önemli avantajları arasında, ek manevra kabiliyetinden ziyade Eurojet firmasınca yapılan açıklamaya göre bu motorun %3-4 daha az yakıt sarfetmesi ve türbindeki yüksek ısıya maruz kalan bazı hassas parçaların daha uzun ömürlü olabilmeleridir.

Avrupa cephesinden Eurofighter’in favori olma konumunu güçlendiren argümanlar, sadece üreticinin favori olma iddiaları ve yukarıdaki sonuçlanmamış ‘Tejas’ EJ200 motorları gibi tekliflerle sınırlı değildir, zira somut işbirliği anlaşmaları da söz konusudur.

Nitekim Asya kıtasının en büyük askeri/savunma teknoloijileri şirketleri arasında yer alan, Hindistan Savunma Bakanlığı’na bağlı en önemli uçak ve uzay sanayi şirketi “Hindustan Aeronautics Limited“ (HAL) ile EADS yakınlaşması ve işbirliği somut bir hal almıştır.

HAL ile EADS arasında yapılan anlaşmaya göre, Hindistan’ın LCA projesi sonucunda, bu yeni tek motorlu yerli tasarım uçakların uçuş denemelerine yakın destek ve zamanında operasyönel özellik kazanımını sağlamakla EADS seçilmiştir.

Bilindiği gibi EADS’ın (EADS-Casa dahil) Eurofighter üretimindeki sorumluluk ve üretim payı % 43’tür. Yani bir anlamda en büyük Eurofighter sorumluluk payına sahip EADS, LCA projesinin “Tejas“ uçaklarının entgerasyonundan sorumludur.

LCA uçaklarının tek turbofan motoru için Hindistan’ın seçeceğine kesin gözüyle bakılan üretici adaylarıysa, tercih edilme ihtimallerine göre aşağıdaki gibidir:

-    General Electric F404-GE-F2J3 ya da F404-GE-IN20

-    Eurojet EJ200 (3D egzoz vektörlemeli, geliştirilmiş EJ200)

-    Kaveri GTRE GTX-35VS

LCA programı, Hindistan’ın 26 yıldır üzerinde çalıştığı ve ArGe’si hala sona ermemiş, sonuçlandırılmak istenen bir projedir ve Hindistan askeri açısından da bir prestij meselesi haline gelmiş durumundadır.

Söz konusu projenin akıbetinin Arjun tankı örneğindeki gibi bir fiyaskoyla sonuçlanmaması açısından geri dönüşü yoktur ve her halükarda tamamlanacaktır.

Eurofighter’in teknolojik ve performans açısından buradaki önemli bir atılımı da, Tranche III kapsamında teklif edilen bu uçağın radarının kesin olarak ya da CAESAR’da denilen aktif elektronik tarama prensibiyle çalışan türü olmasıdır.

Yine kuvvetle muhtemel, uçağın motorları da yeni geliştirilen, daha yüksek itki gücü sağlayan dikey/yatay yönde egzoz vektörlemeli 2 x EJ200’dür.

Eurofighter/Tpyhoon cephesinin favori olma iddiaları, umutları ve yukarıdaki LCA entegrasyon anlaşması gelişmesi bir yana, objektif pencereden değerlendirildiğinde, Eurofighter uçagının ihale kriterlerine özellikle maliyet açısından optimum seviyede cevap verebileceği yine de söylenemez.

Yaklaşık 11 milyar dolarlık MMRCA projesine halen geriye kalan 5 üretici iştirak etse de, burada ihale kriterlerine daha yakından göz atmakta fayda vardır. Hindistan’ın iki ön şartı, Rafale uçağının elenmesinde rol oynadığı gibi, halen ihalede yer alan Eurofighter uçağının şansını da bir hayli düşürmektedir.

Hindistan, belirlediği kriterler çerçevesinde, seçilen uçağın ilk 20 adedini doğrudan temin etmek ve geri kalan 106 uçağı lisansla Hindistan’da üretmek ve offset payını en az % 50 olacak şekilde şart koşmaktadır.

Avrupa konsorsiyumunun bu kriterleri, kabaca birim maliyeti 100 milyon avroluk bu uçakla yerine getirmesi oldukça zordur. Kaldı ki maliyet etkeni yanında, Tranche III serisi Eurofighter uçağı, av-önleme kategorisinde ’den sonra gerek göz menzilinde (WVR), gerekse orta ve uzun mezil (BVR) klansmanında batı dünyasının en efektif muharip jeti olsa da, aynı uçak için hava-yer taarruz kabiliyetlerinin optimum seviyede olduğu, Tranche III için dahi henüz söylenemez.

Mikoyan-Gurevich MiG-35 “Fulcrum-F”

Bu bağlamda, Boeing’in F/A-18E/F Super Hornet (Blok II) ve Avrupa çözümü Typhoon (Tranche III) uçaklarının favori olmaları iddiaları bir yana, Hindistan’ın minimum 126 uçaklık MMRCA projesinde yer alan bir favorinin de Rus MiG-35 çözümü olduğu söylenebilir.

Bundan bir kaç sene öncesine kadar Hindistan’ın öncel amacı, neredeyse ihalesiz tüm Hint Hava Kuvvetleri’ni “Tejas“ LCA ve Su-30 uçakları ile tamamlamaktı. Hint Hava Kuvvetleri’nin önde gelen yetkilileri, gerek LCA projesinin sürekli gecikmesi ve bir türlü sonuçlandırılamaması, gerekse stratejik açıdan yeni açılımlara yönelinmesinden dolayı, peyderpey Su-30/LCA çözümünden vazgeçilerek ihaleyi çeşitlendirmişlerdir.

Dolayısıyla, 2000’li yılların ortasına kadar muharip hava gücünü tamamen Rus/Hint karması uçaklarla donatma niyetinde olan Hindistan’ın MMRCA ihalesinde MiG-35 çözümünü ciddiye almayarak ‘by-pass’ geçeceğini söylemek fazla cüretkar bir yaklaşım olacaktır.

MiG-29 uçağı baz alarak gelişitirilen MiG-35, iki yıldır üretilen son derece gelişmiş performans ve aviyonikleri ile dikkat çeken bir konsepttir. Uçağın NATO kodlaması MiG-29’dan esinlenen “Fulcrum-F” olsa da, gayriresmi olarak “Super Fulcrum” lakabıyla da anılmaktadır.

“Super Fulcrum“ uçağının tek koltuklu verziyonu MiG-35, çift koltuklu modeli MiG-35D’dir.
Eurofighter, Rafale ve Gripen örneklerinde de olduğu gibi, yüksek manevra kabiliyetini arttıran, ana kanatların arkada, yardımcı stabilizör kanatların uçağın önünde olduğu kanart tipi (Canards) opsiyonu yanında, istendiğinde egzoz vektörleme alternatifi de teknolojik olarak mevcuttur.

Yalnız yukarıda da değinildiği gibi ABD, nükleer bir güç olan Hindistan’ın gelecek vaadeden potansiyeli ve daha da artacak olan gücünün farkındadır ve Asya’da stratejik partner olarak ’den daha çok bu ülkeye, Hindistan’a yönelmiştir.

Burada ki bir başka amaç ta, her ne pahasına olursa olsun, Rusların Hindistan savaş uçağı pazarındaki dominant konumunu engellemektir. Kaldı ki, maliyeti 11 milyar dolara yaklaşan MMRCA projesinin uzun vade de opsiyonlarla 200 uçağa kadar çıkarılarak 16 milyar dolarlık bir potansiyel oluşturduğu da söz konusu stratejik motifin ekonomik bir ayağıdır.

Lockheed Martin IN (Blok 60):

Aynı ihaleye iştirak eden bir diğer katılımcı Lockheed Martin’in F-16IN “Super Viper“ teklif paketi her açıdan çok cazip gözükse de, bir çok sebepten dolayı F-16’nın bu son jenerasyon serisinin şansının çok yüksek olduğu söylenemez.

Bazı çevrelerce teklif edilen son F-16 modeli için “Blok 70“ yakıştırması yapılsa da, bu doğru bir yaklaşım değildir ve üreticisi Lockheed Martin bile bu konfigürasyonun sözde “Blok 70” telaffuzunu yapmaktan kaçınmaktadır.

Bir çok ciddi askeri çevrelerce bu uçak için Blok 60 tanımlaması yapılmaktadır ve işin doğrusu da budur. Her durumda, ileride üzerinde ne değişiklikler yapılırsa yapılsın, sunulan konfigürasyonun pratikte en abartılı ihtimalle Blok 60+ olacağını söylemek yanlış olmaz.
Sabit olan şudur ki, “Blok 70” diye bir sınıflandırma resmen yoktur, subjektif bir yakıştırmadan ibarettir ve son “Aero India 2009” havacılık fuarına da Lockheed Martin adına, bu modele sahip olan tek ülke konumundaki Birleşik Arap Emirlikleri’den () Blok 60 serisi F-16F katılmıştır.

Kaldı ki, BAE’nin Blok 60 uçakları ile Hindistan’a teklif edilen F-16 IN konfigürasyonu arasında bu derecede abartılı, kayda değer bir blok farkı söz konusu değildir.

Görünen şudur ki, bu bir öncelikli, resmi kriter olmasa da, Hindistan pratikte tek motorlu yerli ve hafif “Tejas” LCA’nın yanına, tamamlayıcı olarak çift motorlu bir “multi-role“ uçağını temin etmeyi amaçlamaktadır.

Dolayısıyla gerek F-16’nın “Super Viper“ modeli bile olsa, önümüzdeki 30-35 yıl için düşünülen bir sofistike platform için F-16’nın teknolojik ömrünü doldurmuş olması, gerekse MMRCA unsurlarının teknolojik ve görev kriterlerini, diğer rakiplerine oranla hat safhada sağlayamaması, şansını arttıramayan faktörler arasında yer almaktadır.

Keza benzer bir durum, daha yeni nesil bir platform olmasına rağmen, İsveç’in JAS 39 Gripen NG çözümü için de geçerlidir ve bu uçak ta, tek motoru doğrudan bir engel teşkil etmese de, gerek ebatı, gerekse sunduğu performans açısından sınırlı bir potansiyel içermektedir.

MiG-21:

Hindistan burada MMRCA projesiyle pratikte 21. Yüzyıl’ın ilk yarısına kadar kullanacağı bir savaş uçağı arayışı içerisindedir.

Hindistan hava gücünün sayıca belkemiğini halen 230 kadar MiG-21 platformunun oluşturduğunu ve bunların yarıya yakınının, Fransa tarafından yeni navigasyon ve hedefleme sistemleriyle modernize edilen “Bison“ tipleri olduğunu hatırlatmakta fayda vardır (122 x MiG-21, MiG-21M/MF “Fishbed“ ve 110 x MiG-21-93 “Bison“).

Her ne kadar mevcut Hint Hava Kuvvetleri’nin muharip gücünün belkemiğini halen tek motorlu bu MiG-21 uçakları oluştursa ve 21. Yüzyıl’ın ortasına kadar kullanılması düşünülen orta menzilli çok rollü av-bombardıman uçağı, MMRCA kriterleri ile çelişmese de, seçilecek olan uçağın çift motorlu bir jet olması kuvvetle muhtemeldir.

Dassault Rafale:

Son olarak tekrar Fransız Dassault ürünü Rafale uçağının ihaleden elenmesine dönmekte fayda vardır.

Hindistan cephesinden yapılan resmi açıklamada, Dassault firmasının ve sunduğu Rafale uçağının teknik şartnameye cevap verememesi gerekçe olarak gösterilse ve gerçekten de bu önemli bir rol oynamış olsa da, olayın reel boyutunun sadece bununla sınırlı olmadığını söylemek mümkündür.

Bu bağlamda, gerek Hindistan’ın üç filosunda görev yapan 51 adet Mirage 2000 uçağının  modernizasyonuyla ilgili yapılan olumsuz tecrübeler, gerekse Fransızların ihalede daha şimdiden sergiledikleri aşırı iddialı, şaşırtıcı derecede kendinden emin ve düşük motivasyonlu tutum ve tavırların etkili olduğu kulislerde tartışılmaktadır.

Yukarıda da değinilen, geçmişteki Sepecat Jaguar, Mirage 2000 ve MiG-21-93 “Bison” proje tecrübelerinin, Fransızların kendinden şaşırtıcı derecede emin ve soğuk bir tutum sergilemelerinde rol oynayan önemli etkenler arasında yer aldığı muhtemeldir.

Ayrıca Dassault’un Rafale çözümünün, sunulan performansa oranla en pahalı uçak olduğu da dile getirilmektedir. Hindistan’ın minimum 126 uçağı kapsayan MMRCA ihalesi, sadece maddi açıdan değil, Fransız uçak üretici devi Dassault açısından belkide diğer rakiplerine oranla daha fazla oranda bir prestij meselesi anlamına da geliyordu.

İlk prototip uçuşu bundan 18 sene önce, 19 Mayıs 1991 tarihinde gerçekleşen ve ilk seri üretimine geçeli 12 yıl olmasına rağmen Rafale, yoğun Fransız siyasi kulisleri ve Dassault reklamlarına rağmen uluslararası pazarda henüz hiç bir başarıya hala imza atamamıştır.
Fransa’nın bu konuyla ilgili son ciddi umutları arasında, Hindistan, Yunanistan ve İsviçre ihaleleri yer alıyordu.

Rafale ve Libya:

Rafale’nin uluslararası pazarda ilk müşterisi kuvvetle muhtemel Libya olacaktır. Libya’ya Rafale açısından bu bağlamda kesin gözü ile bakılabilir zira Kaddafi rejimine başta ABD hiç bir batı ülkesi zaten silah satmaya yanaşmıyordu ve bir ambargo söz konusuydu.
Fransa bu konuda tüm eleştirilere rağmen bir siyasi açılım yaparak Libya’ya Milan füzeleri ve Rafale uçakları satma aşamasındadır.

Hatırlanacaği gibi, Fransa Devlet Başkanı Sarkozy, sırf Libya’ya silah satışı ve diğer bir çok yatırımları yapabilmek için, Libya Devlet Başkanı Muammer Kaddafi’nin 2007 yılı sonundaki beş günlük Paris ziyareti sırasında, Libya’dan getirttiği bedevi çadırını Elysee Sarayı’nın karşısındaki meşhur Marigny Parkı’na kurdurtmuş ve Kaddafi burada konaklamış, tüm görüşmelerini bu çadırda yaparak ülkesinin anlaşmalarını da yine burada imzalamış ve Fransa’nın tüm bunları kabul ederek bu garip ve gülünç durum, silahlarını genelde ancak üçüncü dünya ülkelerine pazarlayabilen bu ülkeyi, yani Fransa’yı az derecede rencide etmemişti. Hatırlanacağı gibi konuyla ilgili olarak Fransız halkı dahi ikiye bölünmüştü.

Libya’nın eskiyen alt yapısı, dolayısıyla mevcut enfrastrüktürü yenilenmek istenmektedir ve burada silah satışı, nükleer santral ve diğer önemli yatırımlarla söz konusu ticaret potansiyeli tahminen 100 milyar dolara yakındır.

Fransa, silah satışı yanında bu ülkeden nükleer santral ihalesini de almak istemekte ve Airbus yolcu uçaklarını Almanya ile birlikte pazarlama aşamasındadır. Sadece yukarıda adı geçen Kaddafi ziyareti sırasında Fransa ile yapılan ve kesinleşen ikili anlaşmaların hacminin en az 3 milyar avro olduğu tahmin edilmektedir.

Dolayısıyla, Rafale’in Libya’ya pazarlanması büyük bir başarı anlamına gelmemelidir.
Çok kısa bir zamanda Fransa’nın Libya’ya 14 civarı Rafale F3 uçağını resmen pazarlaması söz konusudur.

Libya ayrıca ekstra anlaşmalar çerçevesinde, Fransa’dan Rafale uçakları için hava-hava amaçlı radar ve/veya kızılötesi güdümlü, RF ve IR güdüm sensörlü Mica ve ayrıca su üstü platformlarına saldırı amaçlı anti-gemi AM39 Exocet füzelerini temin edecektir.

Dassault firmasının bu son vahim Hindistan tecrübesinden sonra, Fransızların Yunan savaş uçağı ihalesinde, bu ülkenin Mirage 2000 potansiyelini abartmadan daha temkinli olacağını söylemek mümkündür.

Kaldı ki, Yunanistan Savunma Bakanlığı nezdinde yapılan son açıklamalar, Rafale uçağının bu ülkede de tercih edilmeyeceği yönünde sinyaller vermektedir.

Son gelen haberlere göre Rafale için “İsviçre treni“ de kaçmak üzeredir.

Konuyla ilgili olarak İsviçre’den hiç te iç açıcı haberler gelmemekte ve savaş uçağı ihalesinin kesin kararının gelecek yıla kadar ertelendiği bu ülkede, Rafale uçağının gerek performans, gerekse motorlarının daha yoğun bakım gereksinimi açısından göz kamaştıramadığı söylentileri İsviçre basın yayın organlarına da yansımıştır.

Hindistan kararı şokundan sonra mevcut trend bu şekilde devam eder ve Yunanistan ile İsviçre fırsatları da kaçarsa, ki bu muhtemeldir, Fransız Dassault firması, tüm yoğun uğraş ve kulislere rağmen, Giat’ın tipi ana muharebe tankı örneğinde olduğu gibi, Rafale uçaklarını herhangi bir NATO ya da Avrupa ülkesine pazarlaması imkansız gibi gözükmektedir.

Özge Kılınç

SSNet Yayın Danışmanı ve Kurul Başkanı

Mikoyan-Gurevich’in çok rollü “Super Fulcrum“ çözümü MiG-35

Bu yazıyı paylaşın: Bookmark and Share

Haber Konuları: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


....

Yorum yaz