Savunma Sanayi.NET Güncel Savunma Sanayii Haberleri Sitesi - Yıl 3 - 08/02/2012

Fikret Bila: Başbuğ’un Yugoslavya Vurgusu

7 Haz, 2009 | Kategori: Konuk Yazar | info@savunmasanayi.net

Genelkurmay Başkanı Org. , ’deki açıklamalarını dün de sürdürdü.

Bir gün önce, teröristi arayıp, bulup teslim almasının, teslim olmazsa etkisiz kılınmasının TSK’nın görevi olduğunu belirtmişti. Org. Başbuğ, gazetecilerin sorularını yanıtlarken, “Üniter devletin çivisi oynatılamaz” dedi ve “Oynatırsanız, bakın Yugoslavya örneği var” vurgusu da yaptı.

Bir süredir yürütülen “fırsat ve çözüm” tartışması içinde Org. Başbuğ, TSK’nın durduğu yeri yineliyor.
Genelkurmay Başkanı’nın açıkladığı çizgiler, “çözüm” tartışmasını sürdüren ve bu yönde güçlü bir “beklenti” yaratan kesimler açısından önemli mesajlar taşıyor.

Org. Başbuğ’un 14 Nisan konuşması ve izleyen günlerde Ankara’da yaptığı basın toplantısında TSK’nın Kürt vatandaşlarımıza ve kültürel haklara nasıl yaklaştığını ortaya koymuştu.

Başbuğ’un net bir şekilde açıkladığı çerçeve, kamuoyunda yaratılan çözüm beklentisiyle, TSK’nın durduğu çizginin çok farklı olduğunu gösteriyor.

Daha önceki yazılarımda da devletin çözümden ne anladığıyla, PKK-DTP çizgisinin ne anladığı konusundaki farklılığı yansıtmaya çalışmıştım.

TSK’nın anlayışı
Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ’un çözüm olarak gördüğü şöyle özetlenebilir:
1- ’nin üniter devlet ve ulus devlet yapısına dokunulamaz,
2- Kültürel farklılıklar zenginliktir, TSK kültürel farlılıklara saygılıdır,
3- Kültürel farklılıklar bireysel düzeyde özgürce yaşanabilir,
4- Kültürel özgürlüklerin siyasal alana taşınması, üniter devlet ve ulus devlet yapımızla bağdaşmaz,
5- Üniter devletin çivisi oynarsa, Yugoslavya örneğindeki gibi riskler doğar.

Bu çerçeve ile PKK-DTP çizgisinin gündeme getirdiği talepler bağdaşmaz. Ayrıca Cumhurbaşkanı ’ün, Başbakan ’ın, Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ’un, CHP lideri Deniz Baykal’ın ve MHP lideri Devlet Bahçeli’nin dile getirdiği gibi, PKK veya siyasi alandaki temsilcileriyle bir pazarlığa, müzakereye oturulması da söz konusu değil.

Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi devlet, hükümet ve büyük siyasi partiler tarafından çizilen bu çerçevenin, PKK-DTP ve aynı çizgiyi destekleyen kesimler tarafından “çözüm” olarak görülmesi de mümkün değil.

Org. Başbuğ’un terörle mücadele anlayışını da anımsayalım:
Genelkurmay Başkanı, dağda silahlı terörist gezdikçe silahlı mücadelenin süreceğini, terörün, sadece ekonomik ve sosyo-kültürel önlemle biteceğini sanmanın yanılgı olduğunu da belirtiyor. Silahlı teröristler bulundukça silahlı mücadelenin devam edeceğini ama eşzamanlı olarak ekonomik ve sosyo-kültürel önlemlerin de alınması gerektiğini savunuyor. Buradan TSK’nın silah bırakacağını veya PKK’yı muhatap alıp “ateşkes” ilân edileceğini düşünmek, büyük bir yanılgıdır.

Devletin çözüm olarak gördüğü budur. Bu formülde PKK’nın veya onun taleplerini dillendiren siyasi parti veya kuruluşların beklentilerine uygun bir karşılık yoktur.

PKK ve DTP’nin anlayışı
PKK-DTP ve aynı çizgiyi destekleyen kesimlerin çözüm olarak gördüğü, “demokratik cumhuriyet” diye isimlendirdiği taleplerin özü ise şudur:
1- Farklı kültürler (Kürt kimliği ve kültürü) anayasa hükmüyle güvence altına alınsın,
2- Demokratik özerklik verilsin, (Güneydoğu özerk olsun),
3- Kürtçe, eğitim ve resmi yazışma dili olarak kabul edilsin.
4- PKK ve TSK, karşılıklı silah bıraksın (veya karşılıklı olarak silahlar sussun)
PKK-DTP’nin bu yaklaşımı içinde de devletin çizdiği çerçevenin bir karşılığı yoktur.

Fırsat tartışması
“Çözüm”ün yanı sıra bir “fırsat” tartışması sürüyor.
Cumhurbaşkanı Gül, bir “tarihi fırsat”tan söz etti, ancak bundan ne kastettiğini açıklamadı.
Ancak Genelkurmay Başkanı Org. Başbuğ da 2009 için bir “fırsat” doğduğunu söylemişti. Org. Başbuğ, fırsattan ne kastettiğini açıkladı. Başbuğ’un fırsat olarak gördüğü, PKK’nın kafa karışıklığı ve dağınıklık içinde olduğu. Bu ortamda silahlı mücadeleyle eşzamanlı olarak ekonomik ve sosyo-kültürel adımların atılmasını, mücadelenin çök yönlü sürdürülmesini kastettiği ABD’deki açıklamalarıyla anlaşıldı.

Bütün bu açıklamalarla yaratılan beklenti örtüşmüyor.


Bu yazıyı paylaşın: Bookmark and Share

Haber Konuları: , , , , , ,


One comment
Yorum yaz »

  1. Bir taraf diyor ki: “Kökeniniz ne olursa olsun, bizim hepimizin ortak kimligi Türklüktür. Bu kendi kültürünüzü yasamamaniz anlamina gelmez. Istediginiz gibi yasayabilirsiniz ve istediginiz dili de konusabilirsiniz. Hepimiz Türküz cünkü Türklük irka dayali etnik bir unsur degildir.Türklük ayni kültürü ve gecmisi paylasan Anadolu insanlarinin tanimlamasidir. Önemli olan irk ya da din degil, kültür, toprak, bayrak ve vatandir”.

    Öteki taraf diyor ki: “Hayir, ben Türk degilim. Baska bir irktan geliyorum. Hem kültürüm degisik hem de etnik kökenim baska. Türk tanimlamasi fasizandir. Her irka azinlik haklarin taninmasi lazim. Ben olsa olsa en fazla Türkiyeliyim”

    Ya Allah askina, bu iki iddianin hangisi daha hosgörülü ve kapsayici?

    Bütün insanlari esit gören ve bir kimlik altinda beraber yasamayi hedefleyen anlayis mi, yoksa demokrasi örtüsü altinda resmen ve fiilen irkcilik yapan ikinci iddia mi?

    Hem etnik partin olacak, hem devlet seni maasa baglayacak, hem vergi vermeyeceksin, hem kendi televizyonlarin ve radyolarin olacak, hem Türk miletine her türlü hakareti yagdiracaksin, küfür sanatini gelistireceksin ve kimse birsey demeyecek, ondan sonra cikip “vayyy bizi eziyorlar, hepten kronik magduruz” diyeceksin.

    Türk milletinin ve devletinin ne kadar hosgörülü oldugunu TBMM’deki milletvekillerinin etnik kökenine baktiktan sonra daha net görebilirsiniz.

    Cerkez, Gürcü, Kürt, Pomak.. vs. kökenli olan Türk milletvekillerinin var olmasi Türkiye’nin aslinda dünyanin en hosgörülü ülkelerinden biri oldugunu gösterir. Ve bunlarin hepsi bizim hepimizin (Türk) MILLET vekillerimizlerdir.

    Bu is böyle giderse Istanbul sokaklarinda duran simitcilerinde aslinda hititlerden geldigini, ayakkabi boyacilarinin da sümer kökenli oldugunu ve Türk olmadigini duyacagiz gibi geliyor bana.
    Gidisat hic iyi degil.

    Bu yoruma katılıyor musunuz? Thumb up 0 Thumb down 0

Yorum yaz