F-35C’nin muazzam kanat yüzeyi
6 Tem, 2010 | Kategori: Fotoğraf / Video, Savunma ve Strateji: Özge Kılınç | oezge.kilinc@arcor.deAşağıda, şimdilik sadece ABD Deniz Kuvvetleri’nin (US Navy) uçak gemileri için donanma havacılarına nasip olacak olan (ki US Navy bu uçağa pekte sıcak bakamamaktadır ve bunun yerine daha fazla F/A-18E/F Super Hornet tercihidir), F-35C’nin prototipinin mutemelen inişe geçerken yerden çekilmiş bir perspektiften fotoğrafı görülüyor.
Bilindiği gibi, öncel görevi adından da anlaşılacağı üzere satıh hedeflerine taarruz olan, Müşterek Taarruz Uçağı (JSF) Projesi kapsamında öngörülen üç farklı F-35 Lightning II ana modelinden üçüncüsünü teşkil eden ve öncel olarak USN uçak gemileri için geliştirilen F-35C tipi av-bombardıman uçakları, görevleri gereği en kuvvetli gövde yapısı ve performansa sahip bir versiyon.
F-35C, gerek uçağın on yıllarca maruz kalacağı tuzlu deniz nem ve rutubetinden kaynaklanan korozyona karşı, gerekse uçak gemisine iniş ve kalkışlardaki uçağın maruz kalacağı fiziki stresten dolayı F-35C’in gövdesi diğer verziyonlarına oranla çok daha güçlü ve sağlamdır.
Yine uçuş performansı, manevra kabiliyeti, menzili, faydalı yükü, azami kalkış ağırlığı gibi faktörlerinden dolayı F-35C’nin özellikle kanat yüzeyinin alanı ve dahili yakıt tankının hacmi çok daha yüksektir.
JSF projesinin “safkan” uçak gemisi versiyonu F-35C’nin, Türk Hava Kuvvetleri için de konvansiyonel (klasik/geleneksel) iniş/kalkış modeli olan F-35A (CTOL) versiyonundan uzun vadede 120 adedinin tedarik edilmesi planlanan, yine kısa kalkış/dikey iniş imkanını tanıyan F-35B (STOVL) versiyonu ile mukayese edildiğinde de, bu iki uçaktan % 45′in üzerinde (% 45,34), yani 62 m² ile neredeye yarıya yakın oranda daha yüksek kanat yüzey alanına sahip olan F-35C burada kendinini göreceli olarak daha da belli etmektedir.
Ebat olarak ta gerek kanat açısı, gerek uzunluk, gerekse de yükseklik açısından daha büyük verilere sahip F-35C’nin dahili yakıt tank hacmi, dolayısıyla menzili de diğer iki modelden, özellikle de F-35B’den çok daha yüksektir.
Fakat F-35C’nin silah yelpazesi her ne kadar çok geniş olsada, F-35B örneğinde olduğu gibi, 25 mm’lik General Electric üretimi GAU-22/A tipinin dört namlulu döner makinalı topunu içermemesiyse tartışmalıdır. Söz konusu bu dahili makinalı top özelliği sadece F-35A (CTOL) versiyonu için söz konusudur ve 180 atımlık kapasiteye sahiptir.
Bu arada Eurofighter/Typhoon tipi, batının en yüksek performanslı, dünyada F-22 Raptor’un ardından ikinci sırada yer aldığı iddia edilen av-önleme amaçlı uçağın dahili makinali topu, kısmen eski ve demode Alpha Jet veya halen geniş çapta kullanımda olan mevcut Tornado ve Gripen uçaklarında da kullanılan, fakat bugün hala güncel ve etkili Rheinmetall üretimi 150 mermili 27 mm’lik BK 27 makinalı topundan ibaret olduğunu da hatırlatmakta fayda vardır. Dolayısıyla F-35A’nın (CTOL) 180 atımlık 25 mm’lik dört namlulu makinalı topu küçümsenmemelidir.
25 mm’lik GAU-22/A döner topu her ne kadar harici pod ya da podlarla F-35B/C versiyonları tarafından da (150 atımlık) kullanılabilsede, dahili olarak bu önemli silah modeli sadece klasik F-35A CTOL versiyonu için söz konusudur.
Görüş dışı hava muharebelerinin (BVR) arttığı 21. Yüzyılını 10 geçe, teknolojik çağda dahi ‘it dalaşları’, gerek hava-hava, gerekse de hava-yer maksatlı olarak çok maksatlı kullanılabilen dahili makinalı toplar eşliğinde ‘antika’ olmak ya da tarihe karışmak dedikoduları bir yana dursun, insanlı muharebe uçakları dünya semalarında var oldukları sürece kendilerinin vazgeçilmez ve zaruri olmaları, dolayısıyla gereken minimum silahlar arasında makinalı topların da yer almaya devam edeceklerini ve vazgeçilmez olduklarını kanıtlayacakları kesin gibi gözükmektedir.
Özge Kılınç








