Savunma Sanayi.NET Güncel Savunma Sanayii Haberleri Sitesi - Yıl 3 - 09/02/2012

Başkan Obama’nın yeni füze kalkanı (II)

6 Kas, 2009 | Kategori: ARŞİV // Denizden: Cem Devrim Yaylalı | info@savunmasanayi.net

YENİ BALİSTİK FÜZE ÖNLEME PLANININ ARTILARI VE EKSİLERİ

Yeni Füze Savunma Planı Amerika’nın elinde bulunan ve çalıştığı kantılanmış AEGIS BDM sistemi temel alınarak hazırlanmıştır. Bu yüzden teknik olarak başarı ihtimali en yüksek çözüm olarak görülebilir.  Deniz konuşlu balistik füze savunma sisteminin avantajları şunlar olacaktır:

1)    Denizde avantajlı bir konum: AEGIS BDM yetenekli savaş gemisi kendini uluslararası sularda hiçbir ülkenin karasularına girmeden, balistik füzeleri engeleyebileceği en uygun pozisyonda konumlayabilir.

2)   Hareket özgürlüğü: Gemi uluslararası sularda bulunacağı için doğrudan Amerikan yasaları geçerli olacaktır. Oysa geminin başka bir ülkenin karasularında olması geminin hareketlerini bu ülkenin kuraları ile sınırlayabilir. Ayrıca Amerikan hükümetinin gemisinin bulunması için konuk ülke ile herhangi bir pazarlık yapmasına gerek olmayacaktır. 

3)   Görünülürlük: Gemi konuşlu sistemler kamuoyunun gözünün önünde olmayacağı için bu gemiler daha az provokatif ve daha az gündemde olacaklardır.

4)    Hareketlilik: Gemi konuşlu sistemler hareketli olacakları   için  değişen tehdit veya operasyonel ihtiyaçlara göre kendilerini dışarından lojistik yardım almadan mobil olduklarından yeniden konumlandırabilirler.

Yapılan çalışmalar, balistik füze önleme sistemine sahip bir geminin, balistik füzelerin atış bölgelerine ne kadar yakın olursa, balistik füzeyi başarılı olarak kullanma ihtimalinin de o kadar yüksek olacağını ortaya koymuştur.

ile arasındaki Japon Denizinde bulunacak 4 adet AEGIS BDM yeteneğine sahip geminin Japonya’nın tamamını Kuzey Kore’dan gelebilecek balistik füzelere karşı koruyabileceği öngörülmektedir.Ancak deniz konuşlu balistik füze savunma sisteminin getireceği bazı dezavantajlar da vardır:

1)    Artan iş yükü: Ameirkan Deniz Kuvvetlerinin su üstü filosunun belkemiğini oluşturan Ticonderoga ve Arleigh Burke sınıfı gemiler günümüzde bir su üstü muharip platformundan beklenen bütün görevler için kullanılmaktadırlar. Amerikan Deniz Kuvvetleri, açıklarında korsan avlamak, Akdeniz’de ticari gemileri kontrol etmek, uçak ve amfibik gemilere eskort etmek gibi bütün su üstü görevleri AEGIS sistemli gemiler tarafından gerçekleştirmektedir. Yeni planın getireceği ilave devriye görevlerinin, zaten yoğun olan mevcut iş yükünü daha da artıracağı açıktır.

2)    Kara konuşlu sistemlere göre yüksek maliyet: Denize konuşlu sistemlerin mutlaka denizin aşındırıcı korizyon gibi etkilerine karşı korunmaları gerekmektedir. Ayrıca bu sistemlerin gemide bulunan diğer elektro manyetik sistemlerde enterferansa yol açmaması gerekmektedir. Bu yüzden gemilere konulacak sistemler özel tasarlanmış olmalıdırlar. Genede bu sistemlerin bakımları için kara konuşlu sistemlere göre daha fazla insan gücü ve malzeme ayrılması ihtiyacı vardır ki bu da maliyetleri ve personel faaliyetlerini artırmaktadır.

3)    Saldırıya açık olma: Düşman ülkeden ateşlenecek balistik füzeleri vurmak için bu ülkenin karasularına yaklaşacak bir gemi bu ülkeden kendine doğrudan gelecek saldırılara da açık olacaktır. Bu yüzden AEGIS BMD yetenekli geminin korunması için ilave muharip kuvvetlerin kullanılması gerekebilir.

4)    Fırtınalar: Sert denizler, gemi personelinin sistemleri etkin kullanmasını etkileyebilir. Veya gemi yüzünden devriye bölgesinden ayrılmak zorunda kalabilir. Bu durum sistemin etkinliğini azaltacaktır.

Çözülmesi gereken sorunlardan biri de füzeleri kimin ateşleyeceğidir. Amerika Birleşik Devletleri’in de uzay operasyonları, enformasyon operasyonları, uzay bazlı keşif, komuta kontrol, stratejik caydırıcılık ve kitle imha silahlarına karşı savunma görevleri 1992 yılında kurulmuş olan Amerikan Stratejik Kuvvetlerine (USSTRATCOM) verilmiştir. Balistik füzelere karşı gerekli savunma sistemlerini geliştirmek ise Füze Savunma Teşkilatı’nın (MDA) görevidir. Doğal olarak AEGIS yetenekli gemiler de Amerikan Deniz Kuvvetlerine bağlıdırlar.Amerika veya Avrupa’ya doğru ateşlenmiş bir balistik füze tespit edildiği zaman, bu füzeye karşı ateş etme izinin ve emrinin hangi komuta zincirini takip edeceği, nihai yetkinin kimde olacağı şu an itibariyle henüz netlik kazanmış değildir.

YENİ BALİSTİK FÜZE ÖNLEME PLANI VE TÜRKİYE

Başkan Obama’nın yeni balistik füze önelme planının ’yi de ilgilendiren yönleri bulunmaktadır. Gemilerin bulunacağı denizlerin belirlenmesi özellikle ’yi doğrudan etkileyecek bir sorundur. Karadeniz, balistik füze önleme yeteneğine sahip bir Amerikan Savaş Gemisi’nin bulunması için oldukça uygun gözükmektedir.

Ancak Boğazlar Sözleşmesi (1936) Karadeniz’e kıyısı olmayan ülkelerin bu denizde bulundurabilecekleri savaş gemilerinin miktarını ve bulunma süresini net olarak tarif etmekte ve kısıtlamaktadır.

Mevcut durumda Karadeniz’de balistik füze önleme görevi ile bulunacak bir Amerikan savaş gemisinin her 21 günde bir Boğazlardan geçerek Karadeniz’den çıkıp geri dönmesi ya da yerini başka bir Amerikan gemisine bırakması gerekecektir. Amerika, gemilerinin Karadeniz’e daha rahat girebilmesi ve daha uzun kalabilmesi amacıyla Montrö’nün değişmesi için Türkiye’ye telkinde bulunarak baskı yapabilir.

Yeni planın Türkiye için getirdiği başka bir sorun da planın nasıl uygulanacağı üzerinedir. Türkiye, ile sınırı olan tek ülkesidir. Türkiye’nin tamamı ’ın balistik füzelerinin erişim menzili içindedir. Bu yüzden Karadeniz veya Doğu Akdeniz’de konuşlanacak AEGIS BDM yetenekli gemilerin Türkiye’ye atılacak bir füzesini zamanında önleyip etkisiz hale getirip getiremeyeceklerinin analiz edilmesi gerekmektedir.

Bu planın Türkiye’ye bir koruma sağlayıp sağlamadığı, eğer sağlıyorsa bu korumanın seviyesinin iyi anlaşılması gerekmektedir. Üzerinde düşünülmesi gereken başka bir nokta ise İran’dan Avrupa veya Amerika’ya doğru atılmış bir balistik füzenin Türkiye üzerinde atmosfer dışında etkisiz hale getirilmesi halinde dünyaya düşecek olan füze ve savaş başlığı artıklarının sivil halk için ne derecede bir risk oluşturacakları konusudur.

SONUÇ

Başkan Obama’nın açıklanan balistik füze önleme planı, Başkan Bush’un planına göre daha gerçekcidir ve teknolojik olarak başarı şansı daha yüksektir. Gemilerde bulunacak sistemlerin Amerika’ya politik, diplomatik ve askeri olarak esneklik, hız ve rahatlık kazandıracacağı açıktır. Ancak planın başarıyla uygulanması için hem teknik, hem de operasyonel olarak çözülmesi gereken ciddi sorunlar bulunmaktadır. Ayrıca yeni planın hem Amerikan hem de müttefik ülke kamuoylarına anlatılması ve “satılması” gerekecektir. Bu “satışın” ciddi bir miktarda politik sermaye gerektireceği aşikardır.

C. Devrim YAYLALI


Bu yazıyı paylaşın: Bookmark and Share

Haber Konuları: , , , , , , , , , ,


....

Yorum yaz