Alman kamuoyu İsrail korvetlerini tartışıyor
31 Eki, 2009 | Kategori: Manşet, Savunma ve Strateji: Özge Kılınç | oezge.kilinc@arcor.deİsrail şu günlerde Almanya’dan iki adet korvet siparişinde bulunma girişimlerine hazırlanıyor ve İsrail cephesi iki geminin de komple maliyetinin geleneksel olarak Alman bütçesinden karşılanmasının umudu içerisinde.
Federal Alman Hükümet çevrelerinden gelen bazı bilgilere göre, söz konusu korvetlerin konstrüksiyon, dizayn ve donanımları itibariyle, radar yansıması, dolayısıyla düşük ‘RCS’ değerinden dolayı radarlara yakalanması ve/veya erken tespit ve teşhis ihtimali çok zor.
İsrail bu korvetleri Almanya’dan sipariş ederken, silah sistemlerini ABD’den tedarik ederek, diğer bazı donanım ve aviyonik sistemleriyse kendi yerli kabiliyetleri çerçevesinde ele alarak donatmak istiyor.
Almanya’nın teknolojik olarak sadece klasik degil, ‘stealth’ özellikli korvet konusunda da İsveç’in Visby sınıfı korvetlerinden dolayı teknoloji birikimi söz konusu. Nitekim Visby sınıfı “stealth” korvetlerin İsveçli üreticisi Kockums firması Alman ThyssenKrupp Marine Systems’e ait.
Ulaşılan ilk bilgilere göre, İsrail’in iki korvetinin siparişinin Hamburg’daki Blohm + Voss Tersanesi’ne verilmesi planlanmış ve iki geminin Almanya’ya sadece çıplak maliyetinin avro bazında üç haneli bir milyonluk rakama ulaşması tahmin edilmekte.
İsrail bu gemilerle, özellikle İran kaynaklı balistik füze tehditine karşı, donanma unsurlarıyla da deniz üzerinden hava savunma ve füzesavar sistem ağını tamamlamak istiyor.
Alman Şansölyesi Merkel önderliğindeki çiçeği burnunda yeni Hristiyan Demokrat (muhafazakar: CDU/CSU) ve Hür Demokrat (liberal-kapitalist: FDP) Federal Alman Koalisyon Hükümeti’nin konuyla ilgili nasıl bir tavır alarak karar vereceği henüz belli değilken, özellikle Almanya’nın kuzeyindeki tersaneleri ile önem arzeden bazı eyaletlerin önde gelen siyasetçilerinin bu tür bir siparişin onayına sıcak baktıkları biliniyor.
Söz konusu gemilerin Almanya tarafından finanse edilmesi, kısacası Alman Devleti tarafından karşılanması, vergi mükellefi Alman halkı ve kamuoyunu az rahatsız etmese de, iktidardaki Alman siyasetçileri ve tersane lobileri, dolayısıyla üretici endüstri aynı derecede olumsuz düşünmüyorlar.
Zira Almanya bu sayede hem soykırım sentezli tarihi açıdan vefa borcu duyduğu, hem de siyasi ve askeri açıdan geleneksel olarak her fırsatta desteklediği İsrail askeri kabiliyetleri yönünde bir tutum sergilemiş olmakla kalmıyor, aynı zamanda bu son gemiler Alman firmalarınca inşaa edildiği için teknolojik kabiliyetler pekiştiriliyor ve herşeyden önce ekonomik bazda istihdama katkıda bulunuluyor.
İsrail, dünyada ABD’den en çok askeri yardım alan ülkedir ki şu an itibariyle her yıl ortalama 3 milyar $ABD yardım almakta. İsrail söz konusu bu nakit para yardımıyla, prensipte ABD’deki silah firmalarına sipariş vermekle de yükümlü.
F-22 ‘Raptor’ hava üstünlük uçağı veya zaman zaman ‘Tomahawk’ gibi seyir füzeleri gibi istisnalar haricinde, İsrail’in dilediği her türlü ABD menşeli silah ve mühimmat sistemlerine genelde kongreden onay çıkmaktadır.
Fakat İsrail bu ABD kaynaklı parayı üçüncü ülkeler, örneğin Avrupa silah firmaları için kullanamıyor.
Dolayısıyla bu ülke, bu tür askeri siparişleri ya kendi öz bütçesinden karşılamak durumda, ya da Almanya örneğinde de olduğu gibi dünyanın ABD, Japonya ve Çin’den sonra dördüncü büyük ekonomisi konumunda olan Almanya’nın cömert sübvansiyonlarına güveniyor.
İsrail Donanması için yakın geçmişte de Almanya’dan, bölgenin ve Akdeniz’in en modern denizaltıları sipariş edilmiş ve son ikisi havadan bağımsız tahrik sistemli (AIP) olmak üzere toplam beş adet Dolphin sınıfı denizaltı, büyük oranda Alman bütçesinden karşılanmıştı.
Nitekim İsrail 1991 yılında kendine özgü özellikleri olan iki adet Dolphin sınıfı denizalti siparişini vermişti. Almanya, İkinci Körfez Savaşı (1991) sonrası, yeni üretilen bu gemilerin maliyetini kendi bütçesinden karşılayarak denizaltıları İsrail’e ücretsiz ikram etti.
Bunun üzerine İsrail, 1994 yılında aynı sınıf üçüncü bir denizaltı siparişi daha verdi. Almanya, bu geminin maliyetinin de yarısını karşılamayı kabul etti.
Söz konusu Dolphin sınıfı gemilerin ilk ikisi, Dolphin ve Leviathan 1999 yılında, üçüncü gemi Tekuma ise 2000 yılında İsrail’e teslim edildi.
Netice itibariyle İsrail için ilk iki denizaltının maliyeti olan eski para birimiyle 880 milyon Alman Markı (yaklaşık 450 milyon avro) Almanya tarafından karşılandı. Üçüncü geminin maliyeti olan 440 milyon Mark’ın yarısı da, yani 220 milyonu da yine Almanya tarafından karşılandı.
Dolayısıyla İsrail Donanması pratikte yarım denizaltı fiyatına 3 adet son derece modern denizaltıya sahip olmuş oldu.
2005 yılında Almanya, İsrail’in çoktandır ısrarla arzu ettiği iki adet havadan bağımsız tahrik sistemli (AIP) gelişmiş Dolphin sınıfı denizaltıya daha nihayet resmi onay verdi.
Her biri yarım milyar avro olmak üzere toplam 1 milyar avro değerindeki bu iki gelişmiş denizaltının maliyetinin finansmanının da 333 milyon avrosu, yani üçte biri Almanya tarafından karşılanıyor.
Alman kamuoyu ve medyası, gerek ilk üç denizaltının altıda beşinin, gerekse son projedeki iki denizaltının üçte birinin Alman bütçesinden karşılanmasını eleştirmişti.
Son iki (AIP özellikli Dolphin) denizaltının da 2012 yılında teslim edilmesiyle İsrail, Akdeniz’in Türkiye’den sonra en güçlü ve modern denizaltı gücüne kavuşmuş olacak.
İsrail’in ilk üç Dolphin denizaltısının perde arkası ile ilgili detaylı bilgiler aşağıda yer almaktadır.
Özge Kılınç
SSNet Yayın Danışmanı ve Kurul Başkanı
Visby sınıfı korvetler




İşte işin ilginç yanı da bu denizaltıların oldum olası bilinen bazı sıradışı özellikleridir. Almanya konuşlu HDW firmasının önderliğindeki bir konsorsiyum tarafından inşaa edilen Dolphin sınıfı denizaltılardan ilkinin yapımına 1992 yılında başlandı.
Aslında her biri 440 milyon DM değerinde olan bu iki gemi için İsrail’in Almanya’ya yaklaşık 880 milyon DM ödemesi gerekiyordu. Fakat gerek İsrail’in 1991 yılında Irak’tan Saddam’ın SCUD füzelerine maruz kaldığı halde İkinci Körfez Savaşı‘na (1991) doğrudan girmemesi, gerekse Almanya’nın 1933-1945 yıllarında gerçekleştirdiği musevi soykırımı ile bağlantılı İsrail’e geleneksel sorumluluk ve vefa borcu yüzünden, iki denizaltının finansmanını da Federal Almanya kendi bütçesinden sağlama kararı aldı.
Ayrıca 80’li yıllarda Saddam’ın kimyasal silah programı için Irak’a tesis ve malzeme sattıkları ortaya çıkan, A.B.D. yanında bir çok Avrupa ülkesi firmalarının yer alması ve bunlardan bazı Alman firmalarının başı çekerek Almanya’nın olaya adının karışması da, dönemin Federal Alman Kohl hükümetinin bu denizaltıları finanse etme kararını kolaylaştırdığı söylenebilir. Kaldı ki bu motifin bir de ekonomik boyutu vardır.
Kısaca bu gelişmiş iki yep yeni denizaltı İsrail’e Almanya tarafından hibe edilecekti. Bu gelişme üzerine İsrail, bu mevcut iki denizaltıya ek olarak, 1994 yılında aynı sınıf denizaltıdan bir tane daha sipariş etti. Almanya bu geminin maliyetinin de yarısını, 220 milyon Alman Markı’nı daha finanse edeceğini açıkladı. Böylelikle İsrail, bugünün para birimi ile yarım milyar avroyu aşkın değerinde ki üç adet gelişmiş Dolphin sınıfı denizaltıyı, yarım denizaltı fiyatına temin ediyordu. Bu özel kabiliyetli yeni sınıf denizaltıların yapımlarına sırasıyla 1994, 95 ve 96 yıllarında başlandı.
İlk gemi Dolphin’in teslimatını (Temmuz 1999) takiben, sırasıyla Leviathan (Kasım 1999) ve Tekuma (Ekim 2000) İsrail’e Almanya’dan transfer edildiler. Dolphin sınıfı denizaltılar, her ne kadar Tip 209 serisinin birikimi baz alınarak, pratikte Tip 209/1300-1400 ve Tip 214 arası özel bir türev sınıfı olsa da, ne doğrudan bir Tip 209 modifikasyonudur ne de havadan bağımsız itiş gücü sistemi (AIP) mevcuttur.
Sığ ve kıyıya yakın sular için geliştirilen, fakat gerektiğinde 350 m derinliğe kadar dalabilen 15.000 km harekat sıalı Dolphin sınıfı denizaltılar, İsrail’in istekleri doğrultusunda yeni, hidrojen hücreli havadan bağımsız tahrik sistemi (AIP) yerine, daha klasik, fakat son derece sessiz dizel-elektrik motorları ile donatıldı.
Burada dikkat çeken, Dolphin sınıfı denizaltılar için öngörülen ve Almanya’nın şimdiye dek ürettiği hiç bir denizaltı için söz konusu olmayan dört adet 650 mm çaplı torpido kovanlarıdır. O kadar ki, Türkiye’nin de altı adet Ay (Tip 209/1200), dört adet Preveze (Tip 209/1400) ve dört adet Gür (Tip 209/1400mod) sınıfı olmak üzere, toplam 14 adet denizaltımızın ana yüklenicilerinden Alman HDW firmasının önderliğinde, 60’lı yıllardan bu yana, 15 ülkenin donanmasına bugün itibariyle çok sayıda denizaltı teslim edilmiş ya da halen üretilmektedir.
Fakat bugüne dek 650 mm çaplı kovanlar İsrail’in bu üç denizaltı istisnası dışında söz konusu olmamıştır. Dolphin sınıfı denizaltılarının standart çaplı altı adet 533 mm torpido kovanları yanında, dört adet ek 650 mm kovanları, her ne kadar 90’lı yıllarda Alman kamuoyunun gündemini bir ara işgal ettiyse de, aktüalitesini kısa bir süre sonra yitirdiğinden, konunun üzerinde sivil medya çok fazla durmamıştır.
Halbuki uzman çevreler yıllardır, söz konusu 650 mm kovanların, 60’lı yıllardan beri nükleer bir güç olan İsrail’in özel istekleri doğrultusunda, ileride uzun menzilli füze atabilmek için entegre edilmiş olabildiğine dikkat çekmeye çalışmaktadır. NATO ülkeleri tarafından denizaltılarda kullanılan torpido tüplerinin çapları 21 inç, yani 533 mm’dir. Bu kalibre torpido tüpleri, bu kovanlardan ateşlenen silahlar için bir standarttır.
Dolayısıyla, İsrail denizaltıları için öngörülen 650 mm kovanlar, hiçbir batı ülkesinin denizaltısında yoktur. A.B.D. Donanması, USN bünyesindeki Sea Wolf sınıfı denizlatılarının 760 mm çaplı kovanları istisnası dışında, söz konusu donanmaların denizaltılarında 533 mm kullanılır.
Pratikte bu kovanlardan gelişmiş DM2A3 “Seehecht” (‘Turna Balığı’) torpidoları, Sub-Harpoon ve hatta teorik olarak Tomahawk füzeleri atılması yanında, aynı kovanlardan anti-gemi mayını dökme ve hatta özel su altı komandolarını cephe gerisi operasyonları için sevk etme/suya bırakmaya kadar varan görevlerde de yararlanılabilmektedir. Fakat Dolphin (Yunus) sınıfı denizaltıların 650 mm çaplı kovanları, eskiden S.S.C.B. menşeli bazı türler dışında, hiç bir batı ülkesinde bulunmayan bir özelliktir.
Bu torpido kovanlarının denizaltılara entegrasyonları, Federal Alman Hükümeti’nin bilgisi dahilinde gerçekleştiği halde, geçmişte konuyla ilgili yeterli cevap alınamamış ve söz konusu 650 mm kovanların hangi amaç için öngörüldüklerinin bilinmediği söylenmiştir.
Özge Kılınç
SSNet Yayın Danışmanı ve Kurul Başkanı







Federal Alman Devleti Israil’e bizim vergilerimizle her türlü silah yardimini yapmaktadir, cok dogru bir tespit, Türkiye parasini vererek F. Almanya’ dan silah almak isteyince binbir türlü sartlar ortaya sürerken, herseyi gedeutscht (Alman cikarlarina uygun sekilde, isine geldigi, kalibina uydurarak v.s. gibi) zihniyetiyle uygulamalarina devam ediyor.
Israil’in atom silahi oldugunu F. Alman BND (Alman dis gizli servisi) cok iyi biliyordur, tipki Merkava türü tanklari Israil’in nasil yapabildigini cok iyi bildikleri gibi, Hackenkreuzköpfe = Gamalihac kafali’lar 1000 sene önce Hacli Seferlerine baslarken neyse, simdi de ayni o sekilde.
Degisen sadece zaman ve imkanlar. Ingilizler 1. Dünya Savasinda Kudüs’ü Araplarin ihaneti nedeniyle bizden aldiginda, Osmanli Ordusundaki görevli Alman subayin, Ingiliz komutani niye tebrik ettigini tarih kayit etmisdir, merak edenler kendileri bulsun okusun.
Bu yoruma katılıyor musunuz?
4
1
bu aip li denizaltıları 650mm torpido tüpleri popeye turbo füzesi için mi yapılmış ayrıca torpido gözünden füze atmak bi kabiliyetmidir ordumuzda bu kabiliyete sahip midir?(bazı denizaltılarımızdan harpoon atılabilirmiş.) ayrıca tomahawk ında çapı 533 mm değil midir?
Bu yoruma katılıyor musunuz?
1
0
Sayın dostlar çanakkale savaşını yöneten Alman general liman Von Sanders Cephede bile koşer mutfağı kullanacak kadar Titiz bir Yahudi idi. Bu savaşta bize karşı savaşan 1000 kişilik siyon katırcı birliği vardı ve hiçbiri doğdukları yere geri dönememiştir
SİZ OKUDUĞUNUZ TARİHİN DOĞRUMU OLDUĞUNU SANIYORSUNUZ??
Bu yoruma katılıyor musunuz?
1
2